Kompozisyon: Bütünlük İçindeki Çeşitlilik

kompozisyon

Kavramsal (nokta, çizgi, düzlem, hacim) ve görsel (nokta, çizgi, renk, doku, boyut, biçim, yüzey) ögelerin belirli bir düzen içinde bir araya gelmeleri, bir bütüne hizmet etmeleri “kompozisyon” kavramını oluşturur.

Kompozisyonda en önemli ilke, her şeyin bütüne ait ve uygun olması, hiçbir ögenin birbirine yabancı ve uyumsuz olmamasıdır. Yani bütünlüktür, bütünlük içinde çeşitliliktir.

Kompozisyon oluşturmak için gerekli olan malzemeler, üzerinde çalışılan sanat dalına göre değişir. Resim sanatının malzemesi renkler, müziğin malzemesi sesler, mimarinin malzemesi taş, toprak, mermer ve diğer strüktürel araçlardır. Her sanat dalının kompozisyon oluşturma biçimi ve malzemeyi kullanma şekli birbirinden farklıdır. Ancak hepsinde ortak olan temel nokta; değişik ve dağınık birtakım malzemelerin duygularımıza hoş gelecek, bizde güzellik ve beğeni duyguları uyandıracak şekilde bir araya getirilmesidir.

Öğrencilerin 2 ve 3 boyutlu kompozisyonlar yapmasındaki amaç; bu yeteneklerini geliştirerek organizasyon ilkelerini kullanıp bir düzen duygusu yaratmalarını sağlamak, genel mimari tasarım özelliklerine alışmalarına yardımcı olmaktır.

Her öğrenci, zamanla bir kompozisyon üslubu geliştirerek kendi bütüncül yaklaşımını sergiler. Bu üslup, bazı temel ilkelerin nasıl kullanıldığına göre karakteristik yani kişiye özgü bir dile dönüşür. Böyle bir dilin sözcükleri ise; doluluk-boşluk, görsel ritm, görsel denge, çizgi, doku ve biçim gibi kompozisyon elemanlarından oluşur. Bu kavramları bilmek, oluşturacağımız kompozisyonda bizi daha başarılı ve etkin hale getirebilir.

Bildiğimiz gibi iki ya da üç boyutlu bütün nesneler bir yön belirtmektedir. Balkonumuzdaki trabzanlar olsun, boş bir sayfaya çizdiğimiz iki boyutlu bir çizgi olsun; her şeyin bir yön doğrultusu bulunmaktadır. Kompozisyonlardaki birbirine yakın ve paralel nesneler bize bir uyum hissettirirken; birbirine uzak ve farklı açılarla yerleştirilmiş (birbirini kesen) nesneler ise bir zıtlık hissi oluşturmaktadır. Kompozisyondaki yönleri değiştirmek farklı ve güzel bir sonuç sağlayabileceği gibi, bir hareket ve dinamizm de kazandırır.

Ölçü ve oran, kompozisyona hizmet eden ögelerdendir. Ölçülendirme yapılırken genellikle insan baz alınır ve bunun aksi durumlar bilincimizde bir rahatsızlık hissi meydana getirebilir. İşte tam bu noktada, tasarımın genel amacının birimlerin uyumlu ve dengeli biçimde ele alınması olduğunu söyleyebiliriz. Kullandığımız büyük ölçüler yakınlık hissi yaratırken, uzak ölçüler uzaklık hissini ifade eder. Aynı şekilde birimlerin yakın aralıklarla konumlandırılması daha bütüncül bir duruş sağlarken, uzak aralıklarla konumlandırmak daha kopuk bir biçim yaratabilir ve form ve mekanlar arasındaki farklı aralıklar kompozisyona hareket ve dinamizm olarak geri dönebilir.

İki boyutta çizilen bir karenin ya da herhangi bir şeklin mekansal boyut kazanması yani bir alan yaratması hacim olarak ifade edilir. Bunu, kompozisyonumuzda açık ve koyu değerlerle vurgulayabiliriz. Biçimlerin yüzey üzerinde yakın aralıklarla veya aralıksız olarak düzenlenmelerinde göz, biçimleri gruplayarak algılar. Göz, eksik biçimleri tamamlama eğilimdedir. Koyu etkili zeminlerde açık renkte kullanılan biçimler, boyutları küçük de olsa daha ön planda görünür.

Kısacası kompozisyon, belirli tasarım ögelerine sahiptir ve bunların uygulanması bizi istediğimiz bütünlüğe ve bütünlük içindeki muazzam çeşitliliğe ulaştırabilir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir