Mekan Ne Ola Ki Acabaa?

Fotoğraf: Yunus Furkan Ahlat
Fotoğraf: Yunus Furkan Ahlat

Selamünaleyküm gençler…

Nasılız? Tasarımlar nasıl gidiyor? Ya da gidiyor mu? Siz bunu düşünürken, ilk dersimizin konusu -gibi klasik bir cümleyle girmek istemiyorum hayır.-

Neyse uzatmadan konuya girelim dimi? Konumuz “mekan” arkadaşlar.

Mekan nedir, ne değildir onu ben de sizinle birlikte öğrenmeye çalışacağım. Mekan bir boşluk demektir aslında, ama nasıl bir boşluk bu? İngilizce “space” kelimesinden yola çıkalım. Space’in bir anlamının boşluk, diğer anlamının da uzay olduğunu biliyoruz dimi? Aklınızdan şu soru geçiyor biliyorum: “Ibıcım ızıy bış mı yııı?” He yavrum boş, ama nasıl boş? İnsan yok insan!

İnsanın var olmasıyla anlam kazanır mekan. Yani bir nevi, içinde hareket olmalı. Nerde hareket orda bereket. Ve mekan dediğimiz şey, sadece görme duyusuyla ilgili değildir. Bütün duyu organlarıyla algılayıp belli bir sınır çizerek de algısal bir mekan oluşturulabilir. Cidden yapabilirsiniz bunu inanıyorum ben size!

Francis D.K. Ching’in;  “Mekan sürekli olarak varlığımızı sarıp sarmalar, mekânsal hacim boyunca hareket eder, biçim ve nesneleri görür, sesleri duyar, esintiyi hisseder ve bahçede açan çiçeklerin kokusunu alırız mekan ahşap ve taş gibi maddesel bir özdür. Ancak doğası itibariyle biçimsizdir. Onun görsel biçimi, ışık kalitesi, boyutları ve ölçeği tamamen toplam biçimin elemanları tarafından düzenledikçe mimarlık varlık kazanır.” şeklinde baya uzun bi mekan tanımlaması var mesela, bu bilgi de burda bi yerde dursun.

Yani sadece 4 duvar yapıp da “Bak sana on numara bi mekan yaptım hocam…” vs. gibi lafları bırakalım. Mekanı sadece ışıkla bile oluşturabilirsiniz. Mesela düşünün ki bir parktasınız; parkın her tarafı açıktır ama zeminiyle ve üzerindeki insan akışıyla size bir mekan belirler. “Peki 4 tarafı çevrili mekanlar ne olacak, onlar mekan değil mi?” derseniz kırılırım. Kendimi maket pıçağıyla pıçaklarım. Orası da “binanın iç mekanı” şeklinde tanımlanır, yani tabi ki orası da bir mekandır.

Gelelim tasarım sürecine. Tasarım dediğimiz olay, hepimiz için fazlasıyla önemli bir konu değil mi? Ve, bu sürecin bir sürü önemli kavramı filan var.  Yok konseptmiş, malzemeymiş, bağlammış… Hepsi hikaye arkadaş! Mekan olmadan hiçbiri olmaz. Mekan olmadan bir mimari tasarıma başlamak neredeyse imkansızdır.  Ama bu demek değildir ki, mekan oluşturmazsak tasarıma başlayamayız, mekan kavramı bu işi zorlaştırıyor vs. Hayır. Mekan oluşturulmadan da tasarıma başlanabilir elbet. Mekan illa ki bi tasarım ürünü olmak zorunda değildir. Yani, mekan, herhangi birinin tasarımı olmadan da ortaya çıkabilir. “Bak bak laflara bak, bu da nerden çıktı şimdi?” diyebilirsiniz. Abi boş bi arazi düşün, çoluk çocuk top oynuyor filan. Peki kim tasarladı orayı? En azından insan değil dimi tasarlayan? İşte orası da bir mekan oluyor yani.

Mesela abimiz August Perre ne demiş: “Mimarlık, mekanı düzenleme sanatıdır.” (Ortamlarda konusu geçince bu cümleyle fiyakanızı artırabilirsiniz hadi yine iyisiniz.) Ayrıca Van der Rohe abimiz de –ki ben kendisini çok severim-  “Çağın mekânsal terimlere ortaya konmuş istemi ” demiş. (Bence fazla söze gerek yok, var diyen bana bi ulaşsın.)

Eveeet, diğer meseleye akalım şimdi: Mimarlıkta mekan ayrımı. İç mekan ve dış mekan olarak iki grubumuz var. Bir nevi iç mimar dış mimar gibi ama o kadar itici değil yani anlatabiliyor muyum?

İç mekan; yapının içinde bulunan, mahremiyet ve öznelliği olan mekandır diyebiliriz. Dış mekan da, adından anlaşılabileceği gibi dışarıdadır abicim ablacım. Çok güzel açıkladım biliyorum. İç mekan genellikle yarı açık, kapalı ve kamusal alan da olabilir. Özel bir boşluk tanımıdır. Kendi evinizden düşünün. Dış mekan da açık, yarı açık, kapalı ve kamusal alanları kapsayabilir.

Gördüğünüz gibi, bu yazıyla size mekan kavramının mimari tasarımda ne kadar önemli olduğunu anlatmaya –ve sizinle birlikte anlamaya- çalıştım arkadaşlar. Şu an içinizden “Sen neymişsin be! Mekan parti kur oy verelim! Din kur biat edelim!” demek filan geliyor olabilir. Ama böyle şeylere gerek yok, ihtiyacımız kadarını alalım.

Zaten mekan her şeyiyle özel ve güzel bir kavram.

Haydi canlar, bir dahaki yazıda görüşmek dileğiyle…

Yorumlarınızı bekliyorum.

Yazan: Yunus Furkan AHLAT

Editör: Betül CİNBİR

Anahtar Kelimeler
,
Yazar

İç Mimar/Tasarım Günlükleri Orta Böcek Koordinatörü-Yazar-Editör

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir